Kayıtlar

Akşama Kadar Ne Yapıyorsun Ki/İyiyim Oturuyorum

Resim
Kas 3, 2018   Ceylan Taş // Lâf-ü Güzâf Tartışma esnasında aklına gelmeyen cümleleri gece başını yastığa koyunca hatırlayıp “Öf keşke şöyle şöyle de deseydim!” diye düşünen insan hüznüyle merhaba. Bu yükü daha fazla taşıyabileceğimi sanmıyorum. Neyse ki durum bir tartışmaya olabilecek en uzak mesafede. Şimdi, o gün Dijital Topuklar’da aklıma gelmek yerine bugün mutfakta aklıma gelmeyi tercih eden şeylerden bahsedip artık gidip yatacağım. *** Aslında kalabalıklar önünde sahneye çıkmak tanıdık bir durum benim için. On sene önce de çıkmıştım, o organizasyonda #takımerasimi adlı bir panel de vardı ve bir sürü insan bana burma bilezik vermişti. Dijital Topuklar’da böyle bir uygulama yokmuş, niye yok bence çok hoş fikir. Fakat epey zaman geçtiği için ben yine heyecandan kendi sesimi bile duyamadım. Biri çıkıp “En son ne dedin, tekrar eder misin?” dese “Vallahi öyle demek istemedim!” diyebilirdim yalnızca. Bir de ne sorulacağını bilmediğim ve vakit de -haliyle- dar olduğu için biraz eksik...

Ne Yaptın Asuman

Eyl 22, 2018   Ceylan Taş // Lâf-ü Güzâf Dünyanın en güzel şeyi nedir deseler,  tek başına yürüyüp durmak  derim bir çırpıda ve bunu derken aklımda herhangi başka bir seçenek belirmez. Dört seneye yakındır düşlediğim ve bir süredir nadir de olsa bulduğum şekilde, tek başıma yürüyordum bugün. Kulağımda kulaklık vardı, birileri oturuyordu, biz kediyle gidiyorduk. Gittik dönüyorduk, birileri hala oturuyordu ve bu kez pide yiyerek oturuyordu, ben de ona bakınca birden dedim ki, ”Allahım ben ne zaman elinde kediyle tek başına yürüyen biri oldum?” Bazı şeyler en beklenmedik, dolayısıyla en alakasız anlarda dan diye fark edilir. Ben buna, bir şeylerin başka şeylerin içine gizlenmesi derim. Yani aslında demedim hiç öyle ama deseymişim çok tatlı olurmuş, bundan sonra hep derim. İnsan pide yiyen birinin yüzündeki neşede, geçip giden zor zamanları bulabilirmiş birden. Blogda yaklaşık olarak iki sene çoluk çocuksal sıkıntılı mevzuları yazarak, gerçekten ve şaşırtıcı derecede içimi dö...

Neyleyim Kilo Aldım Dediğimde Ödemdir Demeyen Yari

  Haz 7, 2018   Ceylan Taş // Lâf-ü Güzâf Yüz yıl sonra canım blogdan merhaba! Şimdi burayı bir süreliğine Kadınlar Kulübü’ne çevirip sonra yazıyı sileceğim. Çünkü konumuz zayıflamak ve biliyorsunuz cool insanlar bunun için asla çaba göstermez. Onların kiloları ya çocukların peşinde koşarken gitmiştir, ya bu aralar birazcık iştahları kapalıdır, ya da ha zayıflamış mılardır, hiç farkında değillerdir, yoğunluktan yemek yemeyi unutuyorlardır, yine de ayh yok ya abartmayındır. Gerçekten öyledir ve hiç şaşmaz. İnsan yemek yemeyi nasıl unutur hiç bilmiyorum. Hangi yoğunluk buna engel olabilir? Ben olsam metrobüse binmeye çalışırken kır pidesinin ucundan ısırır yine unutmam. Ben unutmam, çünkü seven unutmaz ve sevenler daha ziyade gece ölür. O saatlerde metabolizma uyku modunda çünkü, yiyorsan da kalk kendin yak, hiç uğraşmaz uyuyor. Kilo verme mevzuuna girmeden önce, duruma sebep olan olan kilo alma mevzuundan da bahsetmek gerekiyor tabii. Cool insanlar kilo almaz, ödem tutar. Minim...

Domatesin Kalbi

Ağu 8, 2017   Ceylan Taş // Lâf-ü Güzâf On dört yaşındayım ve okuldaki lakabım,  ”Domates” Seneler sonra gratislerde mratislerde yana döne arayacağımı bilmediğim allığı, yanaklarım kendi kendine üretiyor o dönem. Hüzeyfe miydi neydi, tespite hükmedince o koyuverdi bu adı bana. Ne yazık ki tüm sınıf bu işi çok sevdi, herkes bana böyle hitap ediyor. Aslına bakarsanız Hüzeyfe’nin kulakları öne doğru biraz çıkık; saçları da nasıl desem, yani bu konu hakkında konuşmak istemiyorum. Bu verilerle skoru eşitleyesim geliyor hırsımdan. Ama duyduğu an hissedeceği şeye sebep olmaya tam olarak güç yetiremiyorum. Harikalığımın ucu o zamanlara dayanıyor. Ayrıca o neşeli surat, o üzgün ifadeyi yine de hak etmiyor. Hem bunlar onu böyle yaratan Allah’ın gücüne gider. Ne kadar ayıp. Hayır. Ama çok üzgünüm, keşke böyle olmasa. Geri zekalılar. Ve maalesef haklılar. Çünkü  sanırım  biraz da şişkoyum; gerçek bir domates gibiyim. İşte o  ”sanırım”  damından  ”eminim”  zem...

Söndürün Hoca Geliyor

Ağu 4, 2017   Ceylan Taş // Lâf-ü Güzâf Son senelerde sigarayla alakalı olarak geliştirilen yasal disiplini, sigara içen biri olarak destekliyorum. Bu silkinme haline hayranım. Ortamın sigara içmeyen kişisi, sigara içenin keyfi için rahatsız olmamalı, elbette. Ve bence de sigaralı ve sigarasız alanların ayrılması gayet makul bir çözüm. Son olarak parklarda sigara içmenin yasak olduğunu duyduğumda vay be demiştim, çok iyi iş. Kaydıraktan kayan çoluk çocuğun önünde, yakışıksız bir şey çünkü. Öte yandan bu yasal düzenlemeler, kişisel bir hizaya gelme halini de doğurdu. İnsanlar mevzuya ancak bu vesileyle aydı sanki. Yani mesela, artık genel olarak evin içinde değil balkonda hallediliyor bu iş. Bundan on beş sene öncesini çok net hatırlıyorum. Annem, babam ve tanıdığım sigara içen tüm yetişkinler her yerde özgürdü. Bir evin salonunda, çocukların yanında pekala sigara içilirdi. Ne fena. Daha önceleri otobüslerde bile içiliyormuş, o kısmı düşünemiyorum. Kısacası mis gibi bir disiplinimiz...

Tekrar Deneyiniz

Ağu 3, 2017   Ceylan Taş // Anne-Çocuk Hayatım roman olsa, en olaylı cümle şu olurdu: ”14 Mayıs 2009 Perşembe günü, kişisel tarihimde ilk kez anne oldum. Şaka gibiydi. Ama çok da gülemedim.” Çünkü ilkler zaten bambaşkadır ve o yavrucuğum tam on bir ay boyunca mütemadiyen ağladı. Çünkü son derece kolik bir kişiydi ve o dönem de kafaları tam manasıyla yakmıştım. Geçti ama. Çünkü geçiyor. Gerçekten. *** Bu ara habire anlatıyorum da, annelikli mevzulara takmış değilim. Ama mevzu bana feci takık. Veya insan olarak geçmeye çalıştığım daha başka süreçlerin yükü omuzlarımda yer bırakmıyor, bilemiyorum. Hangi taşı kaldırsam altından analığım çıkıyor. Yönümü döndüğüm her yerde bir çocuğum var. Elimi sallasam dönemsel sendromların ellisi. Bundan altı sene önce iki yaş sendromu deseler, element uydurmayın derdim. Ama dün gece ve ondan önceki bilmem kaç gece ve gündüz boyunca ”iki el ve iki ayağa sahip olduğum için” çıldıran evladımı seyrederken, angel kekin ruhu dinginleştirdiğine bile inanmay...

Düğüm At Düğüm

Tem 29, 2017   Ceylan Taş // Lâf-ü Güzâf Harfler sözcükleri, sözcükler tabirleri, tabirler bir mantığı oluşturur ve kafalar böylece şekil alır. Fakat bazen alfabeden seçilmiş parçalar öyle bir kombinleniyor ki, ortaya çıkan sözcük kendinden utanıyordur kesin. Ve bazı sözcükler bazı tabirlerin içinde yerin dibine giriyor. O tür bir yakışıksızlık. *** Dünyanın ve bilhassa ülkemin gerçeklerini yok sayıp, ezberlenmiş şablonlarla lakırdı etmek maksadında değilim. Becerebilirsem daha ince bir mânâya dokunmaya çalışacağım. Son zamanlarda, sondan bir önceki zamanlarda ve ondan da önceki zamanlarda var olan bir mevzuyu ele alacağım. ”Kadının başında durmak” mevzusu. Hani babaların kocalara devrettiği o ihtişamlı koltuk.  Erkek olmanın biricik sorumluluğunu bilirsiniz. *** Bu mevzulara son uçuşum, dün akşam üzeri denk geldiğim bir televizyon programıyla alakalı. Bazı programlar genel tavrın konsantre hali olduğu için dikkatimi çekiyor. Programda habire kavga eden genç bir çift var. Dama...