Tuğlaymışım Gibi Çek

Kendin Yap

Elinde olsa iki hidrojenle bir oksijeni fışfış yapıp suyunu bile kendi üretecek emekçi arkadaşlarım,

Merhaba!

Nihayet beğenip otantikli bir halı alabildiğime göre, antreme de el atma vakti gelmişti. Epeydir yapmak istediğim bir proje de vardı. Bu arada ben niye proje proje diyorsam, blogger mı oldum acaba? Ay inşallah öyle bi şey olmuşumdur.

***

Genelde tavanda kullanılan ince strafor köpükleri biliyorsunuz.

Esasen yalıtım amaçlı mı kullanılıyor, onun yalıttığından yalıtacağından kime ne fayda gelir bilmiyorum. Ama eğer öyleyse de ben zaten amacı dışında kullanacaktım, fitne çıkarmaya gerek yok iki kuruş için.

***

Antremde, kapıdan girince solda kalan, dar fakat göze çarpan bir duvar var.

Girişin, evin devamı hakkında büyük ölçüde fikir verdiğini düşündüğüm için bombayı tam o noktada patlatmaya karar vermiştim. Zaten daha büyük bir alana dokunacak cesaretim de yoktu.

***

Biraz araştırdıktan sonra, evimin alt sokağında konumlanması sebebiyle beni adeta bir mimar Selim Bey’e çeviren nalbur dükkanına gittim.

4 metrekare tuğla görünümlü strafor köpük,4 kilo da sıva alçısı alıp geldim.

Nalbur artık şaşırmıyordu.



Bu projenin esin kaynağı,

Ufkumu açan IF YOU WANT TO BE blogunun sahibi, arkadaşım Ersin Doğan‘dır.



Etiklikten ve yazıya link vermekten ölen yoksa yapım aşamalarına geçebiliriz.

İlk olarak alçıyı suyla karıştırıp birkaç damla siyah ve kahverengi renklendirici ekledim, iyice karıştırdım. Sonuç, ıslak kil gibi görünüyordu.

Karışımı duvara sürüp strafor köpüğü yapıştırdım. Yapıştırdığım her köpüğün üzerine alçı çektim.

Bu aşamada her şey umduğumdan kolay olacak gibi görünüyordu.

Duvarın tamamı kapanıncaya dek aynı işleme devam ettim.

Sonuç olarak tüm straforlar duvara yapışmış ve üzerine bir kat alçı çekilmişti. Yalnız alçının tonu umduğumdan yaklaşık 150 ton falan daha koyu görünüyordu. Basiretimi yememek için kendimi zor tuttum.

PhotoGrid_1466770415397-min

İlk kat alçı kurumaya başlayınca ikinci kat alçıyı da sıvadım. O da kuruyunca, bu kez renklendirici eklemediğim az miktarda bir karışım daha hazırladım.

O esnada çoluklarım çocuklarım etrafıma dizilmiş, hayret ve gururla ustabaşı annelerini izliyorlardı. Şaka şaka, kız sürekli duvara dokunmak istediği için mama sandalyesine kilitledim, oğlan da mıç mıç malzemeleri karıştırıp durdu.

Hazırladığım yeni -beyaz- karışımı kuruyan sıvanın üzerine gelişigüzel sürdüm. Bu işlem duvara ciddi anlamda derinlik kattı.

Ve bitti.

Evet bu kadar.

Gerçekten anlattığım kadar kolay oldu. Şöyle söyleyeyim, mutfak fayanslarını kaplarken verdiğim emeğin üçte biri sadece.

Yalnız şu var, nalbur bana bu modelde desen takibi olmadığı için rastgele yerleştirebileceğimi söylemişti. Öyle yaptım ve sonuçta duvarda, görmezden gelemediğim bir asimetri oluştu. İnce ince bakınca ortadaki parçanın simetriyi bozduğunu anladım ve neyse ki elimde yedek bir parça köpük vardı.

Yapıştırdığım köpüğü duvardan söküp yerine, genele uyum sağlayan bir parça ekledim.

Yine bir işim iki oldu ama ana yüreği işte, sonuç buna değdi.

Bu arada sıva kurudukça rengi epeeeyce bir açılıp tam da istediğim tona geldi.

Önceki hali,

20160616_154616-min

Bu da sonra,

PhotoGrid_1466770222259-min

PhotoGrid_1466770250576-min

PhotoGrid_1466770289079-min

İki buçuk kat sıva yaptığım için, artık köpüğe değil gerçek bir taş dokusuna benziyor.

Bana sadece 35 liraya mal olan bu güzelliğe gelip gidip baktım durdum.

***

“Bıraksam aşktan gözlerim kalp kalp olur.

Ne tuğla duvarlar sevdim, zaten çoktular.

Böyle bir sevmek görülmemiştir.”

Sevgiler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Bir Topladım Sıfır Etti

Bir Nevi Big Bang

Ok.