Susar Mısın Kız Emziriyor

Anne-Çocuk

Emzirme konusu, henüz hamileyken telaşı bünyeyi saran bir konu; itirazı olan?

Acaba nasıl olacak, bebeğim emebilecek mi, ben emzirebilecek miyim, sütüm olacak mı derken ister istemez kaygılanıyor insan.

Benim için neyse ki, uzaktan bakınca daha zor olan türden bir işti bu.

Tecrübe ettiğim kadarıyla bebek anne karnında yeteri kadar gelişmişse ve emmesine engel teşkil edecek doğumsal herhangi bir anomalisi yoksa, doğduğu andan itibaren emiyor.

Her şey bu standartta gidince, siz de bir saniyede emzikli kadın kervanına katılmış oluyorsunuz.

Ve sıra geliyor süt üretimini desteklemeye.



Yazacaklarım tamamen kendimle ilgili olup, yol gösterici nitelik taşımamaktadır.

Aman biz de seni bilim adamı sanmıştık be, iyi ki dedin diyenleri ayıbıyla baş başa bırakıyorum.



Dengeli beslenme, yeterli uyku, stresten uzak durma gibi –anne bebek dergilerinde habire bahsi geçen– durumlar, süt üretimini doğrudan etkiliyor, evet.

Hele ki uyku, beslenmenin bile önüne geçiyor neredeyse.

Fakat ben bir gamlı baykuş olmam, 30 sene sonra da 20’li yaşlarda olacağımı sanmam, çocuk konusunda en büyük imtihanımın uyku sorunu olması gibi karakteristik bir takım özelliklerimden dolayı, bu noktada önerilenden farklıydım.

Birincisi, dikkat etmeye çalışsam da o dönem beslenme alışkanlıklarımı tamamen değiştirdim diyemem; çünkü yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar.

İkincisi, yeterli uykuyu kim kaybetmiş ki ben bulayımlıktan ölmek üzereyim. Sinirlerimi ciddi anlamda yıpratan bir uykusuzluk dönemi sürüyor hala. Yani, gülen yüzüme bakıp da sanmayın ki bahtiyar.

Stresten uzak durma konusuna gelince, alaycı bir gülüş atıp oralara hiç girmiyorum bile.

Sonuçta bir pamuk prenses olmamakla birlikte, iki çocuğumu da biraz gayretle -sonsuz şükür ki- dilediğim gibi emzirebildim.

Fakat her ne kadar emzirsem de, bir yaşam tarzı olarak bilmiş teyzelik adlı gruptan, ”emzir emzir” lafını çokça duyuyordum.

Bakın bu kelime asla tek başına kullanılamaz. Anlamı pekiştirmek ve vurguyu arttırmak adına, mutlaka tekrarlanmalıdır.

Emzir değil yani, emzir emzir!

Daha evvel bahsettiğim ”annesi bu bebek üşür” grubundan bir üst kademeye geçişin parolası bu kelime. Öğrenin bunları, yaş geçiyor artık.



-Bebek emiyor mu bari?

+Emiyor.

-Ay emzir emzir.

+(iç ses)Emziriyorum ya zaten noluyo be

+(dış ses)Aynen cnm ya.



Şimdi bu tavır emzirebilen bir anneye bile hoş gelmiyorsa, emziremeyen ne yapsın?

Zira aynı şey ona da yapılıyor eminim, görüyorum.

Emzirmenin gerekliliğine, çok çok fayda ve kolaylık sağladığına sonuna kadar inanıyorum. Benim tuzum kuru bu konuda; fakat tıpkı doğum gibi bu süreç de kişiden kişiye değişim gösteriyor. Kolayı var zoru var, herkesinki aynı değil ki.

Çevremde 3 yaşına kadar emziren de var, çok isteyip hiç emziremeyen de var.(Hatta benim bir süt kızım var, bakın ne kadar harika biriyim, ben size demiştim.)

Öncelikle gücünün yettiği son noktaya kadar, hatta bazen ağlaya ağlaya çabalamak gerekiyor, evet.

Ama bu da durumu bir noktaya kadar etkiliyor. Yani ya gerçekten emziremiyorsa?

Peki ikiz, üçüz bebek sahibi olanlar? Çarp çabayı ikiyle, üçle.

Nasıl, kolay mı?

Bir ana olarak zaten her acının tiryakisi olmaya hazırız. E emziremeyen zaten kötü hissediyor, ne manağğ  tepesinde habire emzir emzir?!



Ben bir de şuna inanıyorum,

Bebeğin anne sütünden alacak rızkı varsa, emiyor.

Yoksa,

Beslenme koçunuz Canan Karatay da olsa, günde 20 saat uyuyup kalan 4 saatte harikalar diyarını geziyor da olsanız, o bebek bir sebepten emmiyor.

Yani bence yine suçlu değilsiniz. Yahu ne münasebet.



Neyse…

Bir şekilde emzirdin, ya da emzir emzirdin, tamam. Bu aşama bitiyor. Gelelim ikinci aşamaya.

Bebeği iki yaşından önce sütten kesmek istiyorsan şayet, bu kesinen senin suçundur.

O bebek 23 aylık da olsa ”ay ama çok küçüüüğğğk”tür.

Ben emzirme serüvenlerimi 11 ay bitiminde sonlandırıyorum, tarzım bu. Şaka şaka ilkini mecburen, ikincisini de, ay onu da bir nevi mecburen sonlandırdım.

Sanıldığını düşündüğüm gibi, bebeği sütten kesip rahatça podyuma çıkabilmek için değil;

Mesud yuvamızın bütün işi bana bakarken, üstelik bir çocuğum daha varken 24 saat yapışık ikiz gibi yaşamaktan yorulduğum için sonlandırdım.

Bazı bebekler anneyi tamamen aksesuar yapıyor. Benimki öyleydi. Tabi ki bana kastı yok, biliyorum dokunmaya ihtiyaç duyuyor. 9 aylıkken stresten egzama olduğumda bari yaşına kadar emzireyim diye direnmemdeki sebep de bu.

Ben de biliyorum. Evet iki yaşına kadar emzirmek süper bir olay.

Ama çok yoruldum, ruhum sanki kopardı bu olayla bağlarını, hatta artık istemiyorum ne yapayım?!

***

Başa dönüyoruz, hani şu kodlama denen olaya.

Böyle kodlana kodlana, ne olsa kendimizi suçlu veya eksik hissediyoruz ya zaten. Birileri normal doğum yapmış, çıkıyor ortaya ”normal doğum yapacaksın” diye. Birileri 2 yaşına kadar emzirmiş, çıkıyor ortaya ”iki yaşına kadar emzireceksin” diye.

Kendini bir ölçüt olarak görüyor. O yapabildiyse herkes yapabilir sanıyor. Anlamaya çalışmıyor. Ama herkes senin kadar prensesler gibi değildi ki baba evinde be güzel bebeğim.

İnsanlar, bedenler ve ruhlar farklı farklı.

Birinin fiziksel güçsüzlüğü, birinin uykuya olan düşkünlüğü, birinin ağlama sesine tahammülsüzlüğü, birinin yemek yedirme takıntısı…

Hepsi bir cinsin parçası. Kadına, anneye ait ve olası.

Sen anlayacaksın, o anlayacak, biz birbirimizi anlayacağız ki, kolaylaşacak.

Bu kadar zor mu?

Peki daha kendi cinsini anlamazken karşı cinsten neden anlayış bekliyorsun?

Beni neden incitiyorsun?

Vanilya nasıl böyle güzel kokar?

Babam böyle pasta yapmayı nereden öğrendi?

(YOO BEN İYİYİM SİZ GİDİN ADLI ŞİİRİM)

Sevgiler.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Bir Topladım Sıfır Etti

Bir Nevi Big Bang

Ok.