Pedagog Diye Nicesine Sarıldım, Benim Sadık Yaşam Koçum Babaannemmiş
Malumunuz ben her şeyden önce bir anayım.
Çocuklar için her şeyin en iyisini istiyor olmaktan sebep, her zamane annesinin mutlaka takıldığı bir ağa ben de takılmıştım bir dönem.
”Çocuk gelişim kitapları”
***
O dönem, içinde çocuk kelimesi geçen ne var ne yok torladım topladım okudum. Ayaklarımı uzatarak roman okur gibi değil ama. Sınava son gün çalışan öğrenci gibi elimde pembik fosforlu kalemle okudum.
Çünkü 5 yaştan sonra kodlama dönemi bitiyor ve hiçbir şey asla değişmiyordu ve de hay aksi benim oğlan 3 buçuk yaşındaydı. Toplamda bir buçuk senem vardı ve acele etmeliydim.
Önemli yerlerin altını çizeyim derken çizilmemiş sadece sayfa numarası bırakırcasına okudum.
Okudukça kötü oldum, okudukça ağladım hatta –beni kınamayın– gecelerce sabaha kadar uyumadım. Çünkü berbat annelerin uyumaya hakkı yoktu. Zaten çocuğu hayatı boyunca eziklemiş, karakterini bozmuş, dönülmez bir yola sokmuştum ve bir buçuk senede tüm bunları düzeltmem imkansızdı.
Ben kimdim uyku uyuyacak?!
Kitapta yazanların %85’i pamuk şekerden yapılma bir dünyada yaşamadığım için asla uygulayamayacağım şeylerdi. Bu yüzden inanılmaz gergindim ve sürekli hata yaptığımı düşünüyordum. Çocuk öh dese ay ben ne yaptım da öh dedi bu çocuk diyecek kıvama gelmiştim. Yine başa dönmüştük, yine ben hiçbir şeye yetemiyordum, iyi bir anne değildim.
Arkadaşlarıma sürekli aynı şeyden bahsediyordum çünkü içim bununla doluydu. Beni gören artık galiba kusmak istiyordu kültürlülüğümden. İnsanlar ilim irfandan tiksinmişti. Ve tam 3(üç) sene boyunca böyle yaşadım.
Lütfen de, ı-ıh denmez hayır teşekkür ederim de, öyle yeme, böyle otur, selam ver, hoşça kal de, ay selam vermedi ben öğretememişim, ay hoşça kal demedi ben bilememişim. Ay böyle bi resim çizdi iç dünyası kötü bu çocuğumun, hepsi benim suçum, tek isteğim onu en iyi şekilde yetiştirmek ama olmuyor, ben ne biçim bi anneyim, zaten bu pislik kitap da öyle diyor.
AY KADIN Bİ SUS ARTIK BE AAA!
ÇOCUK O ÇOCUK!
***
Bu durum (şu an güya gece uykusunda olan ama beni şuncacık yazının başından yedi yüz elli bin kere kaldıran) sevgili Deniz kızımın doğmasıyla değişti. Çünkü SÜRPRİZ! Bu kez gerçekten hiçbir şeye yetemiyordum. 24 saat uyumasam da yetemiyordum.
Ben hiçbir şeye yetemeyecektim çünkü ben çok fazla şeye yetmeye çalışıyordum. Önemsiz olan bir çok şeyi fazla ciddiye alıyordum.
Durup düşündüm. Şaka şaka, öyle bi zamanım yoktu. Bir anda bir ilham geldi.
Bence çocuk sayısı artınca değişen sistem için otomatik güncelleme geldi.
Buna halk arasında Allah kimseye taşıyabileceğinden fazlasını yüklemez deniyor.
Dedim ki, onun annesi ben değil miyim?
Allah bana bir emanet göndermeyi diledikten sonra onu bedenimin içinde büyütmedim mi?
Canımı veriyorum sanarak doğurmadım mı?
Her şey değişebilir olsa da onun yeri sabit değil mi?
Tamam!
Ne demek ben ona yetemiyorum! Ne demek ben kötü bir anneyim!
***
Anlamsız endişemin art arda okuduğum kitaplardan sonra başladığı fikriyatına hükmettiğim an hepsini kaldırıp attım gözümün önünden. (Özellikle bir pedagog var, isim vermiyorum ki herkes zan altında kalsın nihoha)
Sonra annemle benim bambaşka insanlar olduğumuzu fark ettim. Babam ve kardeşim de başka.
Anladım ki ne yaparsam yapayım bir yerden sonra mutlaka kendi istediği gibi olacak. O, benden, evet ama aynı zamanda benden bağımsız biri.
Su akacak yolunu bulacak. Benim yapacağım en iyi şey suyu temiz tutmak dedim. Bu yönde gelişip, önce kendimi arındıracağım.
Birincisi mutlu olmayı öğreteceğim; çünkü bence mutlu olmak öğrenilen bir şeydir.
Emek vermeyi, paylaşmayı, doymayı, durmayı ve şükretmeyi öğreteceğim. Sonrasını kendi halledecek.
Kızmışım bağırmışım nolmuş ya öf? Ben onun annesiyim. Üstelik camdan bir serçe yetiştirip ömür boyu vitrinde saklamayacağım. Hayatta kırılmak da var, kırılacak.
Her şeyi kontrolde tutmaya gerek yok, Allah sana onu verdiği an ikinizin de kalbine gerekeni koydu zaten. Sen de onun için en özelsin.
Bırak, dedim.
***
Ay ben bir ferahla mı, bi omuzumdan dünyalar kalk mı, benim oğlan iyice bi kuduruk ol mu?!
Zaten kardeşi olunca veya okula başlayınca VEYA BÜYÜDÜKÇE ister istemez değişecekmiş çocuk, boşuna kasmışım.
Neyse, bu durumdan en iyi nasiplenen benim ağlak kızım olacak. Onun henüz görüş mesafesi açılmadan benim yolum açıldı neyse ki. Yoluma taş koyan da benmişim zaten.
Ay bence bende bi sinsilik var.
***
”Benmişim, kendimden bir korkak yaratmışım.
Kendimi korurken en çok ben ürkütmüşüm.
Benmişim kendimi savunurken en çok hançerleyen,
Bir meçhul olmuşum, failim ben.
Ama beni bana küstüren, beni bana kırdıran kalpsiz pedagoğun hiç suçu yok mu?!”
***
Yorumlar
Yorum Gönder